ALEXANRITE + ND YAG LAZER + IPL Sistemleri Hakkında Genel Bilgi
Aşağıdaki bilgiler Dünya Lazer teknoloji Devi DEKA Lazer'in bilgi bankasından alınmış Genel LAZER Sistemleriyle ilgili teknik terimler, klinik bilgiler vb. bir çok önemli unsurun kısa özetidir.
Baz alınan cihaz modeli : SYNCHRO PLAY 1.7 ( Deka )
Not : FT olarak bahsi geçen sistem piyasalarda IPL olarak bilinen sistemdir.
Synchro PLA:Y profesyonellere non-ablatif cilt gençleştirmeden, vasküler ve pigmentli lezyonlara ve epilasyon uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede tedavi seçeneği sunar.
Farklı dalga boyları cilt tipine ve uygulanacak tedavi şekline göre tüm hastaların talep ve ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ayarlanabilir.
Synchro PLA:Y tek bir kompakt ve ergonomik sistemin içinde dermatolojik lazer tedavileri için eksiksiz ve modern bir işleyiş sistemi barındırmaktadır. Ayrıca tüm el başlıklarında bulunan soğutma sistemleriyle de hastaların daha konforlu ve rahat bir uygulama geçirmeleri amaçlanır.
Synchro PLA:Y cihazının önceden kurulu lazer kaynaklarına bağlı olarak üç farklı versiyonu bulunmaktadır:
- LP/SP Nd:YAG ile Synchro PLA:Y 1.0
- LP Alexandrite ile Synchro PLA:Y 0.7
- LP/SP Nd:YAG ve LP Alexandrite ile Synchro PLA:Y 1.7
Bunun ardından lazer ışın sisteminin nasıl çalıştığına dair bilgi verilecektir. İlerleyen sayfalarda tedavilerin tanımı ve üç lazer kaynağının çalışma şekillerine göre karşılaştırılması yer alacaktır.
1.1 Işığın Hareketi
1.1.1 Işık Emme Katsayısı
* Işık herhangi bir yüzeye temas ettiğinde:
- * Emilir (bizim de tam olarak amacımız budur)
- * Yansır (koruyucu gözlük takılması gerekir)
- * Saçılır.
Işığın yansıması ve saçılması önemli bir enerji kaybıdır. Işık yalnızca emildiği zaman tedavi edici etkisi vardır.
Emilen ışık dokuda ısı enerjisine dönüşür (termal enerji).
Deri içinde ışığı emen renk maddeleri kromofor olarak adlandırılır. Deride bulunan en önemli kromoforlar: Melanin,Hemoglobin ve sudur.
Dalga boyuna bağlı olarak her kromoforun farklı bir emme oranı vardır. Bu sayede seçilen spektrumla uyumlu olarak hedef dokuya atış yapmak mümkün olmaktadır. Işığı emen kromofor ısınır ve sıcaklığı çevre dokulara iletir. Bu sıcaklığın iletimi esnasında geçen süre hedef dokunun boyutuyla doğru orantılıdır (örneğin ince kıllar için daha kısa süre gerekirken kalın kıllar için daha uzun zaman gerekmektedir).
1.1.2 Akış
Akış, J/cm2 (jul/santimetre kare) cinsinden uygulanan belli bir alandaki enerji miktarıdır. Bu parametre bize doğrudan kıl kökü, kıl gövdesi ya da cilt yüzeyine yakın renkli lezyonlar gibi belirli noktalara uygulanan ısıtma işleminin kapasitesini verir. Daha önce de belirttiğimiz gibi ten rengi açıldıkça akış yoğunluğunun artması gerekir öte yandan ten rengi koyulaştıkça akış yoğunluğu azaltılmalıdır.
NOT: Farklı makine üreticileri iletilen akış miktarını net bir şekilde belirtmek konusunda uluslar arası standartlara tâbi olmadığından uluslar arası literatürde yayınlanan klinik protokoller arasında büyük çelişkiler bulunmaktadır. Bu nedenle lütfen farklı sistemler için kullanılan protokolleri Synchro PLA:Y cihazlarının FT el başlıkları üzerinde uygulamayınız. Ayar sistemi farklı işlediğinden yanlış ve tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
1.1.3 Atış Süresi
Milisaniyelerle ifade edilir ve gönderilen atışların süresini belirtir. Atış süresi hedef noktanın kromofor yoğunluğuna göre ayarlanmalıdır. Bununla bağlantılı bir diğer ölçüt ise lazer ışınıyla uyarılmış noktaların ısı gönderildikten sonra %50 oranında soğuması anlamına gelen “termal rahatlama süresi” dir (TRT). Her bir vücut dokusunun boyutuna ve tipine bağlı olarak termal rahatlama süresi farklılık gösterir. Hedef noktanın termal rahatlama süresine bağlı olarak doğru bir atış seçimi aynı zamanda dokulara hangi oranda ısı transferi yapılacağının da doğru olmasını gerektirmektedir. Genel olarak, hedef nokta kromofor (örneğin, melanin) açısından zenginleştikçe lazer ışınlarıyla ısıtılması kolaylaşacaktır ve bu nedenle atış süresi ona göre ayarlanmalıdır. Aynı zamanda bir diğer önemli nokta da çevre dokuların zarar görmemesi için hedef noktadan daha az ısıtılması gerektiğidir. Asıl amaçlanan deri ve üst derinin kesiştiği noktada ya da yakınında yer alan bir dokunun (kıl kökü, damar, renkli ben vb.) pıhtılaşması veya termal olarak tahrip edilmesidir. Bu durumda istenilen sonuca ulaşmak için deride bulunan melanin pigmentine göre atış süresi ve atış aralığını iyi belirlemek gerekir.
1.1.4 Atış Yapısı
Synchro PLA:Y cihazlarında atış yapısı kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlanabilmektedir. Atış süresini ayarlayarak lazer ışınlarını iki ya da üç parçaya bölmek ve aşamalı bir şekilde derinin alt katmanlarına göndermek mümkündür. Bu bölünme derinin ve diğer hedef noktaların termal rahatlama süresinin farklılık göstermesi sayesinde deri üzerinde daha rahat ve güvenli olarak uygulama yapılmasını sağlayacaktır. Tüy giderme ve pigmentli lezyon tedavilerinde derinin ve hedef dokunun termal rahatlama süresi arasında önemli bir fark bulunmadığı takdirde derinin soğuması için çoklu atış yapısının kullanılması gerekir (derinin termal rahatlama süresi daha kısadır başka bir deyişle daha hızlı soğur). Aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi hedef dokudaki (kıl kökü, pigmentli lezyon) kromofor yoğunluğunun farklılık göstermesi deri ısısının da farklı seviyelerde artmasına yol açar. Hedef dokunun sıcaklığı derinin sıcaklığından daha fazladır ve her şeye rağmen bu sıcaklık derecesi güvenlidir. Çünkü pıhtılaşma ya da tahrip eşiğine (80°C civarında) henüz ulaşmamıştır. İlk lazer atışından sonra iki doku da birbirinden farklı şekilde soğur. Derinin soğuması kıl kökünün soğumasından daha hızlıdır. Bu şekilde deri ısısı çok alt seviyelerde kalırken üç aşamalı olarak gönderilen lazer ışınının ikinci ve üçüncü parçası kıl kökünün sıcaklığını ısı eşiğinin üzerinde arttırarak işlemin güvenli bir şekilde yapılmasını sağlar. Genel olarak koyu ten rengi veya açık renk kıllar arasında ışınların emilmesi ve ısı miktarı konusunda büyük bir fark yoktur. Aradaki farkı büyütmek için lazer atışları arasındaki gecikmeler daha uzun olmalıdır.
1.1.5 Cilt Soğutma
Derinin alt katmanlarında gerçekleştirilen tüm tedavilerde (özellikle epilasyon uygulamaları ve vasküler lezyon tedavilerinde) lazer ışınlarıyla ısıtılan hedef doku üst deriye nazaran daha aşağı bir noktada yer alır. Böyle durumlarda tüm el başlıklarına dahil edilmiş kontak cilt soğutma sistemi sayesinde üst deride meydana gelen aşırı ısı artışı önlenebilmektedir. Bu da tedavi sonrası ortaya çıkabilecek yan etkileri ortadan kaldırmakta ve hastaların tedavi esnasında duyduğu sıcaklık hissini azaltmaktadır.
1.1.6 Epilasyon
Epilasyon uygulamalarında ısıtılması gereken hedef doku kıl köküdür. Işınlar kıl folikülünde bulunan ve tahrip eden ısıyı kıl köküne iletmede aracı rolü gören melanin pigmenti tarafından emilir. 1.1.1 nolu metinde yer verildiği gibi melanin pigmentinin 755 nm dalga boyuna sahip Alexandrite lazerinden gönderilen ışığı emme katsayısı 1064 nm dalga boyu olan Nd:YAG lazerine oranla çok daha yüksektir. Bu durum Alexandrite lazerini daha verimli ve etkin fakat aynı zamanda koyu ten rengine sahip insanlar için de daha tehlikeli hale getirmektedir.
Sonuç olarak, epilasyon tedavilerinde iki çeşit dalga boyunun kullanıldığını belirtmemiz gerekir. 755 nm dalga boyuna sahip Alexandrite lazeri I, II, III nolu Fitzpatrick cilt tipleri için en uygun tercih olarak görülürken 1064 nm dalga boyuna sahip Nd:YAG lazeri melanin pigmentinin yüksek emme gücünden dolayı Alexandrite lazerinin güvenli görülmediği cilt tiplerinde özellikle koyu ve bronz tenlerde kullanılır. Ayrıca Alexandrite lazeri ince ve açık renk kıllarda (genellikle daha yüzeysel ve melanin yoğunluğunun az olduğu) tercih edilirken Nd:YAG lazeri derinin alt katmanlarına nüfuz ettiğinden derin kıl kökleri için en iyi yöntemdir.
FT atımlı ışıklarının melanin pigmenti tarafından emilimi takılan filtreye göre değişiklik gösterir (“FT Kaynağı ile Tedavi” başlıklı paragrafı inceleyiniz). Bu nedenle epilasyon uygulamalarında kullanılabilir ancak Alexandrite lazeri kadar etkili değildir ve Nd:YAG lazerinin nüfuz ettiği derinliğe ulaşamaz. FT el başlığının öteki lazer kaynaklarına nazaran en büyük avantajı spot çapının büyük olması ve bu sayede geniş bölgeler üzerinde uygulanan tedavi süresini büyük ölçüde azaltmasıdır.
Hastaya ışın tedavisinin uygulandığı kıl köklerinin de tıpkı yabancı bir maddenin vücuttan atıldığı gibi vücut tarafından dışarı atılması gerektiği anlatılmalıdır. Bu süreç yaklaşık olarak iki hafta sürer.
Bir sonraki seans için 2 ila 6 hafta arasında bir tarih verilir (kişiden kişiye değişen, kılların yeniden çıkma süresine bağlı olarak). Kıllar verilen süre içersinde çıkmadıysa kişiye kılların tekrar çıktığı zaman gelmesi söylenir.
1.2 İyi Huylu Pigmentli Lezyonlar
Lazer tedavileri iyi huylu pigmentli cilt lezyonlarının pek çok türünü yok eder veya azaltır. Uygulama boyunca hasta herhangi bir ağrı ya da acı hissetmez. Tedavi sonrasında, termal ısınmanın da bir sonucu olarak lezyonlarda koyulaşma görülebilir. Lezyonun renginin açılması bir iki ay içinde gerçekleşecektir.
İyi huylu lekelerin yok edilmesi lezyonlarda yer alan melanin pigmentinin ısınması yoluyla olur. Melanin pigmenti ısıyı bu noktalara ileterek onların hasar görmesine neden olur ve bu dokular fagositoz (hücre yutumu) veya normal hücre yenilenmeleri sonucunda ortadan kaldırılır. Tedavi edilen en yaygın pigmentli lezyonlar güneş lekeleridir.
Bu tedaviler melanin pigmenti tarafından yüksek emilme oranına sahip Alexandrite lazer sistemleriyle güvenli bir şekilde yapılabilir. FT atımlı ışıkları takılan filtrelerin özelliklerine göre melanin pigmenti tarafından büyük ölçüde emilebilir ancak “Vasküler ve Pigmentli Cilt Gençleştirme” başlıklı yazımızda da açıklanan sebeplerden ötürü FT atımlı ışık sistemine pigmentli cilt gençleştirme uygulamalarında yer vereceğiz.
1.3 Vasküler Lezyonlar
Kan damarlarının tedavisinde hedeflenen kromofor hemoglobindir. Hemoglobin pigmenti tarafından emilen ışınlar ısıya dönüşür ve bu durum kanın pıhtılaşmasına bununla birlikte damar duvarının da daralmasına neden olur. Pıhtılaşan kan ve boş damarlar tedavi sonrasında doğal bir şekilde vücuttan dışarı atılacaktır. Bu tür tedavilerde melanin pigmentinin emme oranı daha düşük olduğu için deride hipo ve hiper pigmentasyon riski azaltılarak damarların daha güvenli bir şekilde ısıtılması sağlanır. Lazer enerjisinin termal rahatlama süresinden daha kısa bir zamanda kan damarlarına iletilmesi gerekir. Bu şekilde çevre dokular termal zarar görmeden hedef dokunun en üst seviyede ısıtılması sağlanır (Selektif Foto-Termoliz/ışık ısısıyla seçici tahrip). Lazer ışınlarının gönderim süresini en üst düzeye çıkarmak için lazer sisteminin güç çıkışının yeterli düzeyde olması ve bu süre içersinde damar pıhtılaşmasını sağlayacak ölçüde enerji yoğunluğunu iletmesi gerekmektedir (Enerji=Güç x Süre). Lazer enerjisinin gönderim süresi damarların termal rahatlama süresinden çok daha kısa olduğu taktirde kan damarlarının sadece üst kısmında yer alan kan pıhtılaşır. Bu kısmi pıhtılaşma damarın daha derin noktaları için bir kalkan görevi görür ve rekanalizasyon oluşabilir. Cilt soğutma üst derinin aşırı ısınmasını önlemek ve bunun ardından oluşabilecek yan etkileri engellemek için çok önemlidir. Cilt soğutulduğu ve atış süresi uzatıldığı takdirde lazer enerjisinin üst deri tarafından emilimi de en aza indirgenecektir.
Synchro PLA:Y cihazlarıyla gerçekleştirilen vasküler tedavilerde kullanılan lazer kaynaklarına bakarak şunları söyleyebiliriz:
- 1064 nm dalga boyuna sahip olan Nd:YAG lazer kaynağı en uygun seçenektir. Bu kaynaktan gönderilen lazer ışınları hemoglobin pigmenti tarafından büyük ölçüde emilir ve aynı zamanda 1064 nm dalga boyu derinin alt katmanlarına nüfuz ederek derin damar tedavilerinin yapılmasını mümkün kılar.
- FT atımlı ışığın hemoglobin pigmenti tarafından emilme oranı ise takılan filtreye göre değişiklik gösterir (“FT Kaynağı ile Tedavi” başlıklı paragrafı inceleyiniz). Bu nedenle birtakım yüzeysel vasküler lezyon tedavilerinde kullanılabilir. Ancak Nd:YAG lazer kaynağı kadar derine nüfuz edemez. Bunun sebebi melanin pigmenti tarafından emilme oranının Nd:YAG lazere nazaran daha yüksek olmasıdır.
- Vasküler tedavilerde Alexandrite lazeri kullanılmaz. Bunun nedeni melanin pigmenti tarafından emilme oranının çok yüksek olmasıdır. Öte yandan hemoglobin tarafından emilme oranı düşüktür. Bu da ciltte yanık oluşumu riskini arttırmaktadır.
Vasküler tedavilerde FT atımlı ışık sistemleri ve Nd:YAG lazeri arasındaki farkı daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki karşılaştırma tablosuna bakınız:
1.4 Vasküler ve Pigmentli Cilt Gençleştirme
IPL sisteminin seçici fototermoliz özelliğinden yoksun olmasının sebebi takılan filtreye bağlı olmaksızın bu sistemlerin geniş bir bant aralığında ışık üretmesidir. Bu nedenle hiçbir filtre aşağıda verilen lazer kaynaklarının özelliklerini taşımaz:
- Nd:YAG: Melanin pigmenti tarafından düşük (lazer enerjisinin derinin alt katmanlarına iletilmesini sağlar), hemoglobin pigmenti tarafından yüksek emilime sahiptir (orta büyüklükteki damarların tedavisine olanak verir).
- Alexandrite: epilasyon uygulamaları (özellikle ince ve açık renkli kıllarda) ve pigmentli lezyon tedavilerinde melanin pigmenti tarafından yüksek oranda emildiği için daha agresif ve yoğun tedavilerin gerçekleştirilmesine olanak sağlar.
Diğer tüm atımlı ışık filtrelerinin cilt tarafından emilme oranları bu iki lazer kaynağının arasında bir noktaya düşer. Bu durum vasküler ve pigmentli lezyon tedavilerinde IPL filtrelerinin kullanımını kısıtlar ancak cilt gençleştirme gibi karma uygulamalarda daha verimli sonuçlar elde edilir.
“Cilt gençleştirme” lekeli noktalar ya da damarlar gibi belli bir hedef noktanın tahribatına yönelik olarak uygulanan bir tedavi yöntemi değildir. Tüm yüz, dekolte veya eller gibi geniş bir alana uygulanır ve cilde genç bir görünüm kazandırmayı amaçlar.
“Cilt gençleştirme” kavramı farklı manalarda kullanılabilir:
- Vasküler heliodermia (cilt yaşlanması) tedavisi için (eritroz sonucu oluşan kızarıklıklar gibi küçük ve yüzeysel vasküler lezyonlara uygulanır)
- Pigmentli heliodermia tedavisi için (güneş lekeleri gibi küçük ve yüzeysel pigmentli lekelere uygulanır)
- Karma heliodermia tedavisi için (vasküler ve pigmentli lezyonların tedavisinde kullanılır)
- Yeni kolajen üretimi ve non-ablatif kırışıklık tedavisi için (“krono-yaşlanma” tedavisi olarak da adlandırılır)
Atımlı ışık sistemleri özellikle ilk üç maddede ele alınan uygulamalar için hedef dokunun melanin ve hemoglobin pigmenti olduğu durumlarda olumlu sonuçlar verir. Dört numaralı maddede değinilen uygulamalarda belirli bir hedef dokunun tahribatı amaçlanmaz. Burada önemli olan ışığın deri tarafından emilmesinden sonra meydana gelen sıcaklık ve bu sıcaklığın mevcut kolajenlerin sıkıştırılmasını sağlayarak yeni kolajen üretimini tetiklemesidir. Bunun sonucunda da cildin esneklik kazanması ve kırışıklıkların giderilmesi amaçlanır. Işık enerjisi daha derinlere nüfuz ettikçe bu etki de güçlenir.
Yukarıda bahsettiğimiz gibi vasküler ve pigmentli lezyon tedavilerinde tedavinin verimini arttırmak için kullanılan filtreler farklılık gösterir. Bu nedenle FT atımlı ışık sistemleri aşağıda açıklanan durumlara göre farklı uygulamalarda farklı adlar alabilir:
- Vasküler lezyonlar baskın olduğunda “ Vasküler Cilt Gençleştirme”
- Pigmentli lezyonlar baskın olduğunda “Pigmentli Cilt Gençleştirme”
- Vasküler ve pigmentli lezyonlar eşit oranda bulunduğu takdirde “Karma Cilt Gençleştirme”
Her üç tedavinin aynı zamanda krono-yaşlanma etkisi vardır ve bu etki ışığın daha derine nüfuz etmesine izin veren güçlü filtrelerde daha fazladır. Vasküler ve pigmentli tedavilerde Vasküler ve Pigmentli Cilt gençleştirme uygulamalarının çalışma ilkesi aynıyken krono-yaşlanma tedavisinde çalışma ilkesi biraz daha farklıdır ve bir sonraki paragrafta detaylı bir şekilde açıklanmıştır.
1.5 Krono-Yaşlanma
Doğal yaşlanma sürecinin yanında güneş etkisi ve kirlilik gibi faktörler cildin yapısında ve işlevinde bozulmaların meydana gelmesine sebep olur. Bu durumun en belirgin kanıtı üst deri ile üst papiller dermis seviyesinde yumuşak dokunun esnekliğini kaybetmesidir. Ciltte çizgiler meydana gelir, deride kılcal damar genişlemeleri, kırışıklık ve koyu leke oluşumları görülebilir. Ciltteki kırışıklık ve foto yaşlanma (çevresel etkilere ve özellikle uzun yıllar güneşe maruz kalma sonucu gelişen yaşlanma süreci)şiddetini doğru bir şekilde ölçmek için “Glogau sınıflaması” geliştirilmiştir. Bu sistem uygulayıcıların foto yaşlanma tedavilerinde en uygun yöntemi seçmelerine olanak sağlar.
Kolajenlerin sıkıştırılmasını sağlamak ve yeni kolajen üretimine olanak sunmak için alt derinin seçici bir şekilde lazer ışınları tarafından ısıtılması aynı zamanda krono-yaşlanma tedavisini de içine alır. Üst deride meydana gelebilecek yan etkiler için gereken her türlü önlem alınmalıdır.
FT atımlı ışık sistemlerinde kullanılan filtreler ışık enerjisinin derinin alt katmanlarına nüfuz etmesine olanak sağladığı için krono-yaşlanma tedavisinde verimli sonuçlar elde edilebilir. Ancak krono-yaşlanma tedavisinde melanin pigmenti tarafından düşük emilme oranına sahip olan Nd:YAG lazerinin kullanımı daha kesin sonuçlar verecektir. Nd:YAG lazerinden yayılan enerji üst deride herhangi bir yan etki meydana getirmeden etkin ve derine nüfuz eden lazer enerjisiyle tedavinin sonucunu garantileyecektir.
DEKA 1998’de epilasyon uygulamaları için LP Nd:YAG lazer sistemlerini piyasaya süren ilk şirkettir. Günümüzde 1064 nm dalga boyuna sahip Nd:YAG lazerinin en koyu cilt tiplerinde (III ve üzeri) gerçekleştirilen epilasyon uygulamalarında en güvenli lazer kaynağı olduğu bilinmektedir. Bunun sebebi 1064 nm dalga boyuna sahip Nd:YAG lazerinin melanin pigmenti tarafından emilme oranının düşük olması ve bu sayede jerminatif hücrelerin bulunduğu kıl köklerinin en derin noktalarına kadar nüfuz etmesidir. Melanin ve oksihemoglobin pigmenti tarafından emilme oranlarına göre 1064 nm dalga boyu ruby, Alexandrite ve diyot gibi lazer sistemlerinin dalga boylarına nazaran deride birkaç milimetre ileriye kadar gidebilir. Melanin pigmenti tarafından emilme oranı düşük olduğu için tek bir atışın enerji miktarı güç ve süre açısından doğru özelliklere sahip olmalıdır. Ayrıca spot çapı da sonuç aşamasında önemli rol oynar ancak bu son parametre dalga boyu kadar önemli değildir. Ancak uygun parametreler seçildiği takdirde Synchro HP cihazında bulunan uzun atışlı Nd:YAG sistemi, epilasyon ve özellikle bacak telanjiyektazisi gibi vasküler tedavileri de içeren farklı uygulamalarda mükemmel bir sistemdir. Nd:YAG lazerinden gönderilen ışınlar doğrudan Nd:YAG lazeri el başlıklarına bağlanan optik bir fiber aracılığıyla iletilir. Bağlantı çok hızlıdır ve sistem takılan el başlığını kontrol panelinde özellikle ayarlamaya gerek kalmadan anında kavrar.
2.1.1 Nd:YAG Lazeri ile Yapılan Tedaviler
- Vasküler Lezyonlar
- Kırmızı renkli Anjiyokeratom
- Mavi renkli Anjiyokeratom
- Cherry Anjiyom
- Kırmızı renkli yüz telanjiyektazisi
- Kırmızı renkli bacak telanjiyektazisi
- Lymphangioma Circumscriptum
- Piyojenik Granülom
- Kırmızı renkli, kısa, bacak varisleri
- Spider Nevus (örümcek damarlanma)
- Venöz göllenme
- Epilasyon
- Üst dudak-Çene-Boyun
- Yanak
- Koltuk altı
- Göğüs-Bacak-Sırt-Kol
- Bikini
- Cilt Gençleştirme
- Krono-yaşlanma
2.2 Alexandrite Lazer
Alexandrite lazeri DEKA’nın 2009’da piyasaya sürdüğü yeni bir lazer kaynağıdır. 755 nm dalga boyuna sahip Alexandrite lazeri Nd:YAG lazerine nazaran melanin pigmenti ve su tarafından daha yüksek emilme oranına sahipken hemoglobin tarafından daha düşük oranda emilmektedir. Melanin pigmentinin absorpsiyon katsayılarındaki farklılık Alexandrite lazerinin koyu cilt tiplerinde daha agresif bir şekilde çalışmasını sağlarken aynı zamanda kıl köklerinde daha etkili sonuçların alınmasını da mümkün kılar. Bu nedenle Alexandrite lazeri açık tenli kişilerde (I’den III numaralı cilt tiplerine kadar) epilasyon uygulamaları için kullanılır ve daha iyi sonuçlar elde edilir. Ayrıca Nd:YAG lazeriyle yapılan uygulamalara nazaran daha az seansta aynı sonuçlar elde edilir.
Alexandrite lazer enerjisinin melanin pigmenti tarafından yüksek emilme oranına sahip oluşu bu lazer kaynağının güneş lekeleri gibi iyi huylu pigmentli lezyonların tedavilerinde de kullanılmasına olanak sağlar.
2.2.1 Alexandrite Lazeri ile Yapılan Tedaviler
- Epilasyon
- Üst dudak-Çene-Boyun
- Yanak
- Koltuk altı
- Göğüs-Bacak-Sırt-Kol
- Bikini
- İyi Huylu Pigmentli Lezyonlar
- Güneş lekeleri
2.3 FT Atımlı Işık El Başlığı
Görünür ve kızıl ötesi ışınların yüksek emilme oranı (500-1200nm) ve beş farklı filtre seçeneğiyle spektrumun isteğe göre ayarlanabilmesi atımlı ışık sistemlerini vasküler ve pigmentli cilt gençleştirme tedavilerinden epilasyona kadar pek çok uygulamada başvurulan bir seçenek haline getirmektedir.
Hemoglobin ve melanin pigmenti tarafından emildiklerinden dolayı 500-1200nm, 520-1200nm ve 550-1200nm’lik emisyon spektrumu özellikle açık renkli cilt tipleri için ayrıca vasküler ve pigmentli lezyon tedavilerinde tavsiye edilmektedir. 550-1200nm, 600-1200nm ve 650-1200nm’lik dalga boyu emilimine sahip olan filtreler ise epilasyon uygulamaları için daha uygundur. Aslında daha uzun dalga boyları sayesinde enerjinin büyük bir kısmı dokuya derinlemesine nüfuz edebilmektedir. Pigment yoğunluğunun fazlalığından ötürü ışık enerjisinin aşırı derecede emildiği koyu cilt tiplerinde, kısa dalga boylarını büyük ölçüde engelleyen bir filtrenin kullanılması tavsiye edilir. Bu durum epilasyonun yanı sıra vasküler ve leke tedavilerinde oluşabilecek yan etkilerin de önüne geçilmesini sağlar.
2.3.1 FT Atımlı Işık Sistemleri ile Yapılan Tedaviler
- Epilasyon
- Üst dudak-Çene-Boyun
- Yanak
- Koltuk altı
- Göğüs-Bacak-Sırt-Kol
- Bikini
- Vasküler Lezyonlar
- Eritroz
- Mavi renkli yüz telanjiyektazisi
- Kırmızı renkli yüz telanjiyektazisi
- Kırmızı renkli yüzeysel hemanjiyom
- Düz anjiyom
- Poikilodermi
- Cilt Gençleştirme
- Vasküler
- Pigmentli
- Karma
- Akne
- Klinik Prosedür
3.1 Hasta Kontrolü
Uygulanacak tedavi yöntemini belirlemek için uzmanların yapması gereken ilk ve en önemli şey kişinin hastalık geçmişini öğrenmesi ve hasta üzerinde detaylı bir tetkik yapmasıdır. En uygun tedavi şeklinin seçilmesi konusunda dikkate alınması gerekenler:
Tedavi edilecek lezyon türü için (boyut, derinlik, bölge, renk, şiddet derecesi)
- Cilt tipi
- Hastanın yaşı
- Hastanın ailesinin sağlık geçmişi
- Hastanın istekleri ve beklentileri
- Son zamanlarda güneşe maruz kalıp kalmadığı
Hasta tedavi prosedürü, istenilen sonuçlara ulaşmak için yapılması gereken seans sayısı, her bir seans öncesi izlenecek adımlar ve olası yan etkiler konusunda bilgilendirilmelidir.
3.1.1 Kontraendikasyonlar ve Uygulamanın Riskli Olduğu Durumlar
Kontraendikasyonlar:
- Işığa duyarlı hale getiren ilaçların kullanımı (örneğin, tetracycline [antibiyotik], naproxen [NSAIDs], auranofin [antiromatizmal], östrojen ve progestin kullanımı [doğum kontrol hapları], chlorochin [sıtma ilacı] vb.)
- Antikoagulan (pıhtı önleyici) ilaçların kullanımı (örneğin, aspirin, heparin vb.)
- Retinoid kullanımı ( örneğin, isotretinoine gibi ilaçların kullanımı dokunun normal iyileşme süresini değiştirebilir)
- Daha önce cildin kabuk bağlamasına yol açan (derinin soyulması, kabuklar, retinoik asit vb.) bir tedavi ya da ameliyat (gerdirme vb.) geçirilmesi
- Güneşe veya UV lambalarına maruz kalma: uygulamanın yapılacağı bölgenin tedavi öncesi (en az bir ay önce), sonrası ve tedavi esnasında UV ışınlarına maruz kalmasını önleyin. 50 koruma faktörlü güneş kremini tedaviden önce ve sonra hastaya uygulayın.
- Bakteriyel, virüs kaynaklı veya mikotik enfeksiyonlar. Daha önce uçuk sorunu olan hastalara antiviral profilaksi sürülmelidir.
Hastanın uygulama için sakıncalı olan ilaçları (ışığa duyarlı hale getiren ilaçlar, pıhtı önleyici ilaçlar ve retinoidler) kullandığını belirlediğiniz takdirde tedaviyi bu ilaçların etkisi tamamen geçene kadar başlatmayın.
Dikkat: İlaçların yanı sıra deterjanlar, deodorant, losyon, parfüm ve kozmetik ürünleri gibi ışığa duyarlı hale getiren pek çok farklı ürün de bulunmaktadır. Bu durum hastaya açıklanmalı ve önlem olarak tedaviye başlanmadan bir hafta önce uygulamanın yapılacağı bölgede risk oluşturabilecek ürünler in kullanımı durdurulmalıdır.
Uygulamanın Riskli Olduğu Durumlar
- Işığa karşı yüksek duyarlılık
- Hamilelik
- Daha önceden geçirilmiş deri kanseri veya kanser belirtisi olan lezyonların oluşumu
3.1.2 Olası Yan Etkiler
Nadiren tedavi sonrası komplikasyonlar meydana gelebilir. Hastaya bu konuda daha önceden bilgi verilmelidir. Ayrıca tedavi öncesi ve sonrasında uyulması gereken talimatlar harfiyen yerine getirilmelidir. Bu şekilde komplikasyon oluşma riski en aza indirgenmiş olur.
Kabarıklık, hiper/hipo pigmentasyon ve kabuklanma gibi yan etkiler aşırı derecede yüksek enerji seviyelerinin deriye iletilmesi, el başlığının pek çok kez cilt üzerinde gezdirilmesi ya da el başlığının yanlış bir şekilde konumlandırılması gibi sistemin yanlış kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
Tedaviye başlanmadan önce en verimli sonuçları elde etmek ve her hastaya göre değişen en uygun tedavi parametrelerini belirlemek amacıyla bir cilt testinin yapılması çok önemlidir.
DİKKAT: Seanslar devam ederken hastanın cilt durumunda değişiklikler meydana gelirse cilt testini tekrarlamak ve tedavi parametrelerini yeniden ayarlamak gerekebilir.
- Kabarıklık: Bu durum aşırı derecede yüksek enerji seviyelerinin kullanılması, el başlığının pek çok kez cilt üzerinde gezdirilmesi veya tedavi sonrası güneşe maruz kalındığı takdirde ortaya çıkabilir. Kabarıklığın oluştuğu bölge antibiyotik bir merhem sürülerek tedavi edilir. Diskromi veya kabuklanma gibi sorunların önlenmesi için tedaviye bir süreliğine ara verilmesi gerekir.
- Hipo pigmentasyon: daha çok koyu ten rengine sahip hastalarda rastlanır. Uygulama yapılan bölgelerde güneşe maruz kalındığı takdirde ortaya çıkar. İyileşmesi birkaç ay sürmesine rağmen genellikle kendiliğinden kaybolur.
- Hiper pigmentasyon: İltihaplanma sonucu meydana gelir. Asya cilt tipi ve koyu renkli cilt tiplerinde daha sık rastlanır. Tedavi sonrası güneşten korunma yoluyla ve tedaviden önceki 4 hafta boyunca melanin üretimini önleyen kremlerin günlük olarak sürülmesi durumunda önlenebilir.
İçeriğinde hidrokinon bulunan kremler kullanılabilir. Alternatif olarak arbutin, azelaic asit, Kojic asit veya stabilize C vitamini de kullanılabilir.
Bu prosedür açık ten rengine sahip kişilerde yalnızca I ve II nolu cilt tipleri için önerilirken koyu ten rengine sahip kişilerde ya da Asya cilt tiplerinde rahatlıkla kullanılabilir.
3.2 Tedavi Öncesi Prosedür
3.2.1 Hasta Görüşmesi
Tedavi öncesi hastayı aşağıdaki konular hakkında bilgilendirin:
- Tedavi başlamadan en az dört hafta öncesinden kişi güneş ışınlarına maruz kalmamalıdır (bu önlem tedavi sonrası oluşabilecek komplikasyonları engeller).
- Tedaviden en az iki ay önce Accutane kullanımı bırakılmalıdır.
- Purpura (morarık) oluşumunu önlemek amacıyla tedaviden birkaç gün önce Aspirin kullanımı durdurulmalıdır.
- Lazer veya atımlı ışık sisteminin çalışma ilkeleri gösterilmelidir.
- Tedavi yöntemi açıklanmalıdır.
- Her hastanın bireysel özelliklerine göre değişen seans sayıları kişiye bildirilmelidir.
- Epilasyon uygulamalarında: tedavi başlamadan en az iki hafta önce (önerilen süre 1 aydır) tüy sarartıcı ya da farklı epilasyon yöntemlerine (ağda, cımbız, epilatör vb.) başvurulmamalıdır.
- Lazer veya atımlı ışık sistemleriyle yapılan tedavilerden sonra cildin verdiği tipik reaksiyon hastaya gösterilmelidir.
3.2.2 Cildin Temizlenmesi
Tedaviye başlamadan önce uygulamanın yapılacağı bölgeyi temizleyin. Lazer ışınıyla tepkimeye girebilecek tüm kir ve maddelerden (makyaj, losyon, deodorant, merhem vb.) cildi arındırın. Bölgeyi yumuşak bir sabunla temizledikten sonra su ile durulayın.
Önlem olarak hastaya tedavi başlamadan 48 saat önce makyaj malzemeleri kullanmaması gerektiği bildirilmelidir.
3.2.3 Tıraş
Kişiye tedavi başlamadan birkaç gün önce uygulamanın yapılacağı bölgedeki tüyleri tıraş etmesi söylenir. Bunun sebebi olması gerekenden daha uzun olan tüylerin ışınları kıl köküne ulaşamadan gereksiz yere emmesi, cilt yüzeyine ve el başlığına zarar vermesidir. Epilasyon uygulamalarında kılların 1-2 mm’den uzun olmaması gerekmektedir.
3.2.4 Pigmentli Lezyonların Korunması
Tedavinin uygulanmaması gereken pigmentli lezyonların ve benlerin korunması için beyaz dermatolojik bir kalem kullanılmalıdır.
3.2.5 Cilt Tiplerinin Sınıflandırılması
Tedaviye başlamadan önce hastanın cilt tipinin belirlenmesi büyük önem taşır. Bunun sebebi lazer ışınlarının gönderildiği hedef doku yerine deride bulunan başka pigmentler tarafından emilmesini önlemektir.
3.2.6 Cilt Testinin Yapılması ve Tedavi Boyunca İzleme
Uygulamacı kullanılacak en uygun enerji seviyesini belirleme konusunda uzman olmalıdır. Hastanın dayanabileceği ve yan etkileri olmayan en yüksek enerji seviyesi aynı zamanda tedavi edici değeri en yüksek olan seviyedir.
Tedaviye başlamadan önce hastanın bireysel özelliklerine dayalı olarak en uygun parametreleri seçmek için bir cilt testinin yapılması gereklidir.
Aşağıdaki durumlarda cilt testini uygulayın:
- Tedavinin ilk kez uygulanacağı kişilerde
- En son seanstan bu yana hastanın cilt durumunda herhangi bir değişiklik olduğu takdirde (örneğin, bronzluk derecesi farklılaşmış ciltlerde)
- Farklı bir bölgeye uygulama yapılacağı zaman
- Akış parametrelerini veya atış süresini yükseltmek gerektiğinde
Aşağıdaki aşamaları uygulayın:
- “Tedavi Prosedürleri” başlıklı yazıda verilen talimatları uygulayın.
- Uygulamanın yapılacağı alanda ya da benzer bir bölgede cilt testini uygulayın
- Yapılacak tedaviye en uygun el başlığını seçin
- Hastanın cilt tipi ve uygulanacak tedaviyle uyumlu olan emisyon parametrelerini ayarlayın
- Tavsiye edilen en düşük akış değerlerini seçin
- Soğutma cihazını en düşük derecede kullanın
- Tek bir atış yapın
- Cildin göstereceği reaksiyonu değerlendirmeden önce 30 dakika bekleyin. Bazı durumlarda cilt testinin yapılmasından birkaç saat sonra cildin kızarıklığı artar. Bu nedenle özellikle Asya cilt tipine veya koyu ten rengine sahip olan kişilerde asıl tedaviye başlamadan önce 48 saat beklenilmesi tavsiye edilir
- Kabarcık oluşumu, yüksek derecede eritem, yanma, hiper veya hipo pigmentasyon gibi yan etkilerin görülmesi aşırı derecede yüksek enerji seviyelerinin kullanıldığına ve bir an önce bu seviyenin düşürülmesi gerektiğine işaret eder.
Eğer herhangi bir kızarıklık yoksa veya çok düşük bir seviyede ise (farklı kaynaklardan yararlanılarak oluşturulan paragraflardaki en son kızarıklık seviyelerine bakınız) ve hasta hafif bir sıcaklık hissi duyuyorsa akış miktarını önerilen en düşük seviyede yükseltmek ve cilt testini tekrarlamak gerekebilir.
Testin aynı bölgede tekrarlanmaması gerekir.
Uygulama bölgelerinin çakışmamasına dikkat edin ve aynı bölgede bir kereden fazla test atışı yapmayın.
3.2.7 Fotoğrafik İzleme
Tedavinin çeşitli aşamalarında uygulama bölgesindeki değişimleri belgeleyen fotoğraflar çekmek tedavinin etkinlik derecesini kontrol etme açısından önemlidir. En iyi fotoğrafik kaliteyi elde etmek adına çekimleri standart hale getirmek yani aynı pozları ve aynı ışık kalitesini yakalamak gerekir.
3.3 Anestezi Yapılması
Çoğu zaman anestezi yapılmasına gerek yoktur. Bu tür uygulamalarda cilt soğutma sistemleri kullanıldığı için hastalar fazla acı çekmeden tedavi rahat bir şekilde gerçekleşmektedir. Anestezi uygulandığı takdirde anestezi yapılan bölge tedaviye başlanmadan önce tamamen temizlenmelidir.
3.4 Tedavi Prosedürleri
Hastanın dayanabileceği ve yan etkileri olmayan en yüksek enerji seviyesi aynı zamanda tedavi edici değeri en yüksek olan seviyedir. Enerji yoğunluğunun (akış) ne ölçüde arttırılacağı ve tekrar oranı (frekans) deriye herhangi bir hasar vermemek için dikkatle seçilmelidir.
Acı hissini en aza indiren, ****hiper/hipo pigmentasyon ya da kabarıklık gibi yan etkilere yol açmayan parametrelerin kullanılmasıyla en verimli sonuçların elde edilmesini garantileyen kızıl ötesine yakın enerji kaynakları için bir çalışma protokolü hazırlanmıştır. Bu parametreler daha kesin sonuçların elde edilmesi için akış miktarının arttırılmasında bir başlangıç noktası olarak kabul edilir ve yan etki oluşumunun önlenmesine, iyileşme zamanı, hastanın dayanıklılık derecesi ve cilt tipinin ihtiyaçlarının izlenmesine olanak sağlar.
Dikkat: dokuların aşırı derecede ısıtılması kabarıklığa, yanıklara, hipo/hiper pigmentasyon ve aşırı derecede sıcaklık hissi duyulmasına yol açar. Tedavi süresince cildin vereceği reaksiyonlar dikkatli bir şekilde izlenmeli ve yukarıda bahsedilen yan etkilerin görülmeye başlandığı andan itibaren uygulama durdurulmalı ya da kullanılan parametrelerin derecesi düşürülmelidir.
El başlığının cilde doğrudan temas etmesi derideki bazı organik kalıntıların emisyon filtresine yapışmasına yol açabilir. Bu nedenle tedavi boyunca filtreler sık sık temizlenmelidir.
Göz çevresine uygulama yapılırken gözlerin korunması için gözlük takılmalıdır.
3.4.1 Lazer El Başlıklarıyla Uygulama Yapılırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Tedavi için uygulanacak enerji miktarı kişinin cilt tipine ve dayanıklılık derecesine göre test edildikten sonra ayarlanmalıdır (“Cilt Testinin Yapılması ve Tedavi Süresince İzleme” başlıklı yazıyı inceleyiniz). Nd:YAG ve Alexandrite lazer kaynaklarında aynı tedavi için gelinen kızarıklık seviyesi yani son noktası aynıdır:
- Epilasyon uygulamaları için tipik “kızarıklık derecesi” perifoliküler eritem başka bir deyişle kıl kökü çevresinin orta derecede kızarmasıdır. Bunun yanı sıra birkaç dakika içinde kaybolan bir sıcaklık hissi de duyulur.
- Vasküler bileşenlerin baskın olduğu cilt gençleştirme uygulamalarında son nokta birkaç dakika içinde kaybolan bir sıcaklık hissiyle beraber hafif derecede mora çalan bir kızarıklıktır. Tedavi vasküler lezyonun kaybolmasını veya renk değiştirmesini sağlayacaktır.
- Pigment maddesinin yaygın olduğu cilt gençleştirme uygulamalarında son nokta lezyon renginde meydana gelen hafif bir “koyulaşma”dır. Bunun yanı sıra birkaç dakika içinde kaybolan bir sıcaklık hissi de duyulur.
Uygulama esnasında el başlığının cilt üzerinde tedavi edilen noktalarla çakışma oranı %20’yi geçmemelidir (sağ taraftaki resimde görülebilir). Kemiğin deriye yakın olduğu noktalarda (alın, elmacık kemiği vb.) uygulama yapılırken bu alanların lazer ışınlarını yansıtması ve deri üzerinde hissedilen enerji yoğunluğunu arttırmasından dolayı özellikle dikkat edilmelidir. Gerekirse akış miktarı azaltılmalıdır.
Tüm lazer el başlıkları iki çeşit başlık tutacağıyla kullanılabilir:
- Entegre cilt soğutma el başlığı tutacağı (standart aksesuar)
- SmartCyro el başlığı tutacağı (isteğe bağlı)
Entegre cilt soğutma el başlığının tutacağı özel metal bir uçluk sayesinde cilt soğutma işleminin etkin bir şekilde gerçekleşmesini sağlar. Bu cihaz sayesinde cilt sıcaklığını 45°C'nin altında tutmak mümkündür.
Temaslı cilt soğutma cihazının etkinliğini en üst düzeye çıkarmak için ilk lazer atışından önce cildin serinlemesi adına el başlığının 2 saniye kadar cilde temas etmesi gerekir. İlk lazer atışından sonra önceden soğutulmuş olan bölgede ikinci atışı yapabilmek için (aşağıdaki resimlerde gösterilmektedir) cihaz ilk atışın yapıldığı alandan geriye doğru hareket ettirilir. Ayrıca cihazın doğru bir şekilde kullanılması lazer atışlarının gönderildiği esnada el başlığının cilde tam olarak temas etmesini ve cilt yüzeyine dik olarak tutulmasını gerektirir. Bu şekilde lazer enerjisinin etkin bir şekilde deriye iletilmesi ve aynı zamanda cildin yeterli derecede soğutulması sağlanır.
SmartCryo el başlığı tutacağı (opsiyonel aksesuar) SmartCyro gibi harici bir hava soğutmalı sistemi kullanmayı tercih eden doktorlar için geliştirilmiştir. Bu alet hava çıkışına bağlandığı zaman serin havanın doğrudan uygulama yapılan bölgeye aktarılmasını sağlar.
Synchro PLA:Y el başlığının serinletme fonksiyonu devre dışı bırakıldığı için bu özel el başlığı tutacağının mutlaka SmartCryo sistemine bağlanması gerekir. Serin hava akışı cilt soğutma sisteminin etkinliğine ve hastanın dayanıklılık gücüne bağlı olarak ayarlanmalıdır.
Homojen bir serinletme sağlamak için cihazın uç kısmı ve hava delikleri ayarlanmalıdır. Daha detaylı bilgi için lütfen Synchro PLA:Y teknik kullanım kılavuzuna bakınız.
SmartCryo el başlığının tutacağıyla benzer şekilde ilk lazer atışından önce cildin serinlemesi adına el başlığının 2 saniye kadar cilde temas etmesi gerekir. İlk lazer atışından sonra önceden soğutulmuş olan bölgede ikinci atışı yapabilmek için (aşağıdaki resimlerde gösterilmektedir) cihaz ilk atışın yapıldığı alandan geriye doğru hareket ettirilir.



